15 Haziran 2010 Salı

günün özeti #5

   günün kesin sıkıcı maç kadrosundan slovakya-yeni zelanda maçını izledik ilk olarak. slovakya genelde oyunun hakimi olmasına rağmen golden sonra farkı açamayınca hep diken üstünde devam etti maça. son 10-15 dakikada gelen çok gereksiz değişikliklerle kontra atak futbolcularını oyuna süren slovakya teknik direktörü, beraberlik golünün yenmesinde başrol oynadı. holosko ve stoch oyuna girdikten sonra topa dokunamadılar desek yeridir. bu maça dair beklentisi olanlardan sadece ankaragüçlüler sevinerek ayrıldı (1-1)

  saat 5'teki  portekiz- fildişi sahilleri yukarıdaki buhrandan sonra bize ilaç olmasını bekledik. portekiz maça hızlı başlayıp ronaldo ile 30 metreden bir direkten dönen top dışında hemen hemen hiçbir şey yapamadı. tabi bunda fildişi'nin inanılmaz fizik gücü ve bu gücü göstermek için giydikleri dar formaların portekizlileri korkutması da etkiliydi. fildişiş kale önüne kadar gidip pozisyona girmekte zorlanınca kolundan alçılı olan drogba oyuna girmek zorunda kaldı. aslında fildişi biraz gününde bir kalou ve erken oyuna alınmış bir keita ile bu maçı alabilirdi. mücadelesi yüksek pozisyonu kısır bir maç daha bitti ve biz brezilya maçı öncesi yemek yemek için evlere dağıldık. bu arada bir ek: drogbanın kolundaki aparata laf edip "kolye vs.. yasak ona neden izin var" diye soran portekiz teknik direktörüne "yüzünde maskeyle oynayan oyuncu hiç mi görmedin" şimdiye kadar demek istiyorum.

   brezilya oyanamadan dünya kupası başlamış sayılmaz denir. biz kafede yerimizi almış takımların milli marşları okunurken bir koreli oyuncunu göz yaşları yüreğimizden vurdu bizi. o andan itibaren koreli olmuştuk. ilk yarıda tarihinde ilk defa kore'yi izleyen herkesin -ki ömer üründül hariç- takdirini kazanan bir mücadele örneği gösterdiler. maç başlamadan brezilya'yı destekleyen biz robinho, maicon gibi oyuncular hareket yaptıklarında "düzgün oynayın lan" diye bağırma eşiğine ulaştık neredeyse. talihsiz bir gol arkasından asistiyle çok güzel bir gol yedikten sonra kore biraz daha açık oynadı ve "hasan şaş" golü dediğimiz türden bir golle farkı bire indirdi. o futbolcuların ve teknik direktörünün sevinciyle biz de mutlu olduk. futbolda adı olmayan bir ülke dünyanın zirvesindeki isme kafa tutmuştu bu maç. ne kadar gururlansalar azdır. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Site Meter