17 Ağustos 2009 Pazartesi

elvan ve iki damla gözyaşı üzerine...

          akşam elvanın yarışacağını bildiğimden hızlı hızlı eve koşturuyordum. berlindeki belkide tek madalya umudumuzu izleyecektim uzun zaman sonra.  heyecanlıydım çünkü milyonlarca dolar yatırılan, bütün spor dallarının önüne geçmiş ama borusu sadece kendi ülke sınırlarında öten bir futbol ülkesinde yaşayıp gs-fb-bjk kavgalarından midesi bulanan biri olarak insanlığın sadece kendi sınırlarıyla yarıştığı atletizme kavuşuyordum. iaaf gp ve super gp'lerle izleyenleri yaz boyunca yoğurdu iaaf. sağolsun ntvspor'dan takip ettik epey.

        neyse ıvır zıvırı geçelim. eve vardığımda hemen trt3'ü açmıştım ama o da ne? sağ üst köşede trt avaz yazılıydı ve eski dizileri yayınlamaktaydı. yarışma neredeyse başlayacaktı ama bu nasıl olmuştu? bir yerlerde hata olmalıydı. hemen koşup bilgisayarımı açtım. trt'nin sitesinden yayın akışında vardı şampiyona. canlı yayında izlemeye çalıştığımda klasikleşen media player sorunuyla karşılaştım ve o anda, tam o anda bir şey dank etti: 1 yıldır ankarada sadece kafes anten olanaklarıyla tv izleyen ben ailemin evindeki  decoder'in güncellenmemiş olduğunu trt3'ün frekansında trt avaz ın var olduğunu anladım. geri tv'ye koşturup kanal taratmaya başladım. biraz sonra trt3'ü buldu. acaba kaçırdım mı derken bir de baktım ki bitiş çizgisini geçmiş atletlere sağdan soldan bayrak veriliyordu.geç kalmıştım... bahtıma bir küfür yolladım ayaküstü... gözlerim hemen elvan'ı aradı ama oralarda yoktu sanki. kamera açısından görünmüyor olmalıydı herhalde. spiker de o anlardaki dut yemiş bülbül tavrıyla endişeleri arttırmaktaydı. elvan'a bakıyordum ama elvan'dan eser yoktu. o sırada spiker konuşmaya başladı ve acı haberi aldım. öylece kalakalmıştım. nasıl olurdu? neden bizdik hep şanssız olan? hadi olimpiyatta salgın yemiş gibi bir bir sakatlanan halter-güreş takımı olsa anlardım ama bu elvandı! oydu talihimize isyan eden... oydu türk atletizm tarihinin en başarılı ismi... herkesin müsabakadan kaçtığı anda o çıkıp "ben yenilmem " demişti... bunlar geçerken kafamdan atletizm federasyonu başkanına uzandu mikrofon. ne dediğini duymuyordum. gözlerden sızan iki damla yaşı sildim.  tüm hevesim kaçmıştı. geldiğim hızla evden çıkıp sokağa attım kendimi...  kafamı dağıtmalıydım... yıllar evel garip gelirdi elvan'ı izlemek. önyargılarla bakardım insanlara... sahi ne ara bu kadar özümsedim seni ben? sahi niye sakatlık? en azından yarışı bitirebilmeliydi... malubiyet kabul edilebilirdi ama sakatlık neden diye isyanlardaydım senin yarışı bırakma anını hayal ederken... kafada bunlar uçuşurken vardım kafeye. hiçbir tanıdık yoktu.. bir köşeye tünedim ve galatasaraydan kafamı dağıtacak kadar güzel oynamasını diledim. en azından iki saatimde üzüntümü bana unutturmak için...


     

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Site Meter