6 Haziran 2010 Pazar

mektepli kobe


5 Haziran 2010 Cumartesi

benitez'in 10 kusurlu transferi

  1. alberto aquilani : 2009-2009 sezonu sonunda real madrid'e transfer olan xabi alonso'nun boşluğunu doldurabilmek için 17m £ (evet euro değil) verilerek transfer edildi. uzun sakatlıklar form tutmasını engelledi. sezonu çoğu yedekten gelerek 25 maç 2 golle tamamladı. ilk sezon için hayal kırığıklığıydı.
  2. robbie keane : totthenham'dan 2008 temmuzunda 19milyon £'a transfer edildi. 28 maçta 7 gol atabildi. totthenham'daki görevinden biraz farklı oynatılmasından şikayetçiydi. ocak 2009'da 7milyon £ zararına 12m pound a spurs e geri döndü.
  3. ryan babel : hollanda medyasının "yeni henry" diye lanse ettiği oyuncuya 11.5 m pound ödendi. 129 maçta 21 golü var ancak fiyatının hakkını verecek bir oyun ortaya koyamadı geldiğinden beri.
  4. lucas leiva : 6m pounda gremio'dan geldi. 113 maç / 5 gol performansla oynadı. xabi'den sonra kendini taraftara kabul ettirebilmesi için hala çok yolu var. 
  5. jermaine pennant : 6.7m pounda 2006 yılında birmingham'dan geldi. düzenli olarak kendine yer bulamadığı takımda 80maç / 5 gol performansla oynadı. şimdilik portsmouth'ta kiralık ancak yazın zaragoza'ya ücretsiz gidecek.
  6. fernando morientes : 2005'te real madrid'den 6.5 m pounda alındı. o dönem için iyi bir golcü ünvanına rağmen ingiltere'ye adaptasyonda ve gol atmada sıkıntı çeti. 60maç/12gol performansından sonra benitez isteksiz de olsa valencia ya 3m pounda satmak zorunda kaldı.
  7. albert riera : espanyoldan 2008 yılında, transferin son günü 8 m pound a alındı. başlarda iyi bir peformans gösterse de yaşadığı sakatlıktan sonra eski performansına dönemedi. liverpool için henüz bir zarar gibi görünmese de adı satış listesinde.
  8. andrea dossena : risse'nin yerini doldurabilmek için udinese'den 7 m pounda alındı. aslında bek performansı beklenirken real madrid ve manu'ya attığı gollerle sol kanat yedekliği pozisyonuna geçti. benitez 3 milyon pounda napoliye gitmesine izin verdi.
  9. gabriek paletta : 2 milyon pounda alınan genç defan oyuncusu asla istenen performansı gösteremedi. tek işe yaradığı yer insua takasında kullanılmasıydı.
  10. antonio nunez : owen madrid'e yollanırken bonus olarak geldi. tek golünü chelsea'ye 3-2 kaybedieln kupa finalinde atabildi ve ertesinde celta vigo'ya gitti. 

                 

        

4 Haziran 2010 Cuma

arap çimi bol bulunca...


    ...etrafına stad yaparmış diyesi geliyor insanın. katardaki bazı stad projeleriymiş efendim. diğer projeler  fotomaç'ta
  bu da adidas'tan. "gods will decide"dan sonra hafif tebessümle görünen zidane'a biter bu bünye

biraz reklam

   nike'ın hazırladığı "write the future" temalı, tvlerde parça parça dönen reklamın tam hali

3 Haziran 2010 Perşembe

dünya kupası fikstürleri

      dünya kupasının kapıya dayandığı şu günlerde marca gazetesi müthiş bir tasarım yapmış.  çok yararlı buldum ve paylaşmak istedim linki aşşağıda. bu arada spor basınındaki bir eksikliğe dikkat çekmek istedim: espn gibi bazı sitelerde dünya kupasını gösteren ve geri sayım yapan bir saat var. her ziyaret edişimde gözüm takılır ve kupanın başlamasına ne kadar yakın olduğumuzu hatırlar heyecan duyarım. bizim sporla ilgili sitelerimizde de görmek istediğim bir şey bu. belki çok mühim değil ama böyle küçük detaylar toplandıkça o büyük tabloyu güzelleştirdiğine inanıyorum. 

   -marca'nın fikstürüyle ilgili bir not: o saatlere 1 saat ekleyin yerel saat farkından dolayı. yani ilk maç türkiye saati ile 4te değil 5te. diğer fikstür ise türkiye saatine göre hazırlanmış ve daha basit.

  marca fikstürü                            fifadünyakupası fikstürü

2 Haziran 2010 Çarşamba

milli takımların oyun planları

                                                            lütfen resme tıklayınız...

kral tahtına oturdu...

  sonunda sevenler birbirlerine kavuştu ve josé mourinho seneliği 10milyon euro karşılığında real madrid'le anlaştı. fazla oyuncu almak istemediğini belirtse de zamanında inter'e alamadığı lampard gibi eski öğrencileriyle ilgili dedikodular başladı hemen. bu yaz piyasa yine hareketli olacak gibi. 

1 Haziran 2010 Salı

yok artık lebron!

6+2+2+.......

klüpler birliğinde alınan karar tff'ye sunulmuştu ve tff de bu kararı onayladı. buna göre turkcell süper lig'de mücadele edecek kulüplerin on yabancı futbolcu ile sözleşme imzalamasını karara bağladı. buna göre 6 yabancı sahada 2 yedek klübesinde 2 tane de trübünde futbolcu bulundurabilecek takımlarımız. avrupa maçlarında ise durum isteğe bağlı tabiki. taraftarların tribünlerde futbolcu hasreti çekmelerine daha fazla göz yummayan tff'yi aldığı bu karar dolayı                                                          kutlayıp "te allam" diyoruz.
         

dünya kupasının kilit oyuncuları...

      

         bir ingiliz gazetesinde görmüştüm benim de aklıma yattı bu iş ben de bir iki karalayayım dedim. kimisi gazeteden kimisi benden. işte ülkeleri için bu turnuvada en önemli oyuncular:  

  • cezayir : rafik saifi (55 maç, 18 gol) milli takımın en çok gol atan oyuncularından biri.
  • arjantin : lionel messi (41maç,13 gol) herkesin beklediği milli takımı sırtlama işini           kaldırabilecek mi?
  • avusturalya : mark bresciano(52maç 11gol) adı manchester city ile anılmakta. bu onu daha da ateşler mi?
  • brezilya : kaka (73 maç 26gol) sezon boyu sıkça sakatlandı ancak milandanki kaka'nın           yarısı kadar oynarsa şüphesiz çok şey kazandırır takımına
  • kamerun : samuel eto'o (87 maç 42 gol) daha milli takım kampına katılmadan eleştiriler   alması biraz moralini bozdu sanki
  • şili : matias fernandez (34 maç 7gol) 2006 yılında colo-colo takımında 30 maçta 20 gol istatistiği tutturan ve en iyi güney amerikalı futbolcu seçilen"matigol"den çok şey bekliyor şili

  • danimarka : christian poulsen (71 maç 5 gol) juventus'la  çok prblem yaşadı, gönderilmek istendi, direndi ancak sezon boyu sakatlıklar yaşadı sıkça. kupada sağlam bir duruş sergileyebilirse danimarka orta sahasına büyük direnç katar.
  • ingiltere : wayne rooney (55 maç 25 gol) defans ve orta sahası rüya takım gibi olan ingiltere'de forvetteki en istikrarlı isim. ingilizlerin hayalleri onun ayağına bakıyor.
  • franck ribery (41 maç 7 gol) fransa'nın en önemli oyuncusu. anca zidane'ın futbolu bırakmasıyla milli takımda göze çarpan lider eksikliğini doldurabilecek kadar olgunlaştı mı, hep beraber izleyeceğiz.
  • almanya : mesut özil (8 maç 4 gol) aslında ballack'ın sakatlanmasıyla üzerine büyük bir yük bindi. henüz çok genç ama alman ekolüyle yetişmesi onun bu baskının altından kalkmasına yardım edecektir. 
  • gana : boateng kardeşler aslında burada essien vardı son ana kadar malum ama o sakatlanınca ganayı taşımak boateng kardeşlere kaldı. iki kardeşin oynadığı takımlarda performanslarının arttığı söylenir. ıspatlamak onların elinde. 
  • yunanistan theofanis gekas (45 maç 20 gol) yunanistanın en önemli kozu. dünya kupası eleme maçlarında yunanistanın attığı 20 golün 10 tanesini o attı.
  • hollanda : wesley sneijder (56 maç 12 gol) burada robben'in harika performansını görmezden gelmedim ama sneijder'in rolü robben'den biraz farklı. kendisinden hollanda'nın beyni olması beklenmekte ve gününde olursa hollandayı iyi yerlere taşır.
  • honduras : wilson palacios (68 maç 4 gol) milli takımının en çok forma giyen oyuncusu genç yaşına rağmen. tottenham'da iyi bir sezon geçirdi.
  • italya : gianluigi buffon (100 maç) bu sene o da sakatlıklardan çok çekti. güney afrika kadrosunda belli bir yıldız öne çıkmadı italyada. böylece takımı sırtlayacak en büyük aday buffon oldu.
  • fildişi sahilleri : dider drogba (61 maç 41 gol) tartışılmaz. 4 yıl önceki dünya kupasında  ülkedeki iç savaşın taraflarının silah bırakmasını sağlamıştı fildişi'nin kupaya katılmasını sağlayarak. 
  • japonya : shunsuke nakamura (91 maç 23 gol) ceza sahası civarında japonya'ya faul yapmanın cezasını kesebilir. 
  • meksika : rafael marquez (87 maç 10 gol) 2 kez şampiyonlar ligini kazanmış bir isim ve bu seneye kadar da düzenli olarak ilk onbir oyuncusu barcelona'nın. teceübesi tartışılmaz.
  • yeni zelanda : ryan nelsen (38 maç 6 gol) mütevazi yz kadrosunun göze çarpan kaptanı. iyi bir savunmacı ve frikikleri tehlikeli
  • nijerya : jon obi mikel (24 maç 2 gol) chelsea'de essien'in yokluğunda yükselen bir performans tablosu çizdi.
  • kuzey kore : hong yong-jo (38 maç 11 gol)  - 
  • paraguay : roque santa cruz (64 maç 20 gol) 2006 dünya kupasının en seksi yıldızı seçilmişti. bu sene sakatlıklardan kurtulamadı. form tutabilirse durdurması çok güç bir stili var
  • portekiz : christiano ronaldo (67 maç 22 gol) gitmeden özetledi aslında her şeyi: "takım olarak iyi oynarsak bir yere gelebiliriz. tek başıma ne yapabilirim ki?"
  • sırbistan : dejan stankovic (85 maç 13 gol) milli takımda en çok forma giyen isim ve ayrıca kaptanı. her yerde oynar. kaya gibidir.
  • slovakya : marek hamsik (29 maç 8 gol) çok iyi bir sene geçirdi ve kendini milli takıma hazırladı denebilir. başka bir klübe transfer olup yedek oturmaktansa hazır olarak dünya kupasına katılmayı seçti. chelsea'nin peşinde olduğu konuşuluyor.
  • slovenya : milijove novakovic (36 maç 13 gol) elemelerde takımının beş golle en skoreriydi.
  • güney afrika : stevan pienaar (43 maç 2 gol) everton'lı orta saha oyuncusunun üzerinde ev sahibi olmanın büyük bir ağırlığı var. 
  • güney kore :  park ji sung (84 maç 11 gol) güney kore'nin en kariyerli futbolcusu.
  • ispanya : xavi (82 maç 8 gol) ispanya'nın beyni. 
  • isviçre : tranquillo barnetta (45 maç 6 gol) leverkusen'in sağ-sol kanat oynayabilen yetenkli oyuncusu. sakatlık problemi yaşamazsa şık asistler izletebilir bizlere.
  • abd : london donovan (120 maç 42 gol) büyük tecrübe. amerika'yı en azından gruptan çıkaracak yeteneğ ve liderliği var.
  • uruguay : diego forlan (58 maç 22 gol) uzatmalarda liverpool ve fulham'ı eli boş gönderdi. geçen seneye göre ligde daha sakindi ama önemli maçlarda öne çıkabildi. umalım da dünya kupasında da döktürmeye devam etsin. 

31 Mayıs 2010 Pazartesi

yapma fildişi!

     yukarıdaki bayrak başlıktan anlaşılabileceği gibi fildişi sahillerine ait. renklerin biraz soluk oluşu milli takım formalarına da yansımış malesef.  2006 dünya kupasında turuncu ağırlıklı hoş bir tasarım kullanan fildişinin 2010 güney afrika forması bence epeyce kötü tasarlanmış renklerin, adeta dans ederken birbirlerinin ayaklarına basar görüntüsü vardı uyum açısından.  ya da düşündüm de venus williams gibi seksi bir hava katmak için de yapılmış olabilir o şortlardaki kahverengilik! resim dün oynanan fildişi-paraguay hazırlık maçından ve umarım o formayı değiştirme fırsatı olur fildişinin.

  meraklısına not: maç 2-2 beraberlikle sona erdi. goller lucas barrios(75)aureliano torres (89) souleymane bamba (73) didier drogba (53)

30 Mayıs 2010 Pazar

-bir şey unuttuk ama neydi nihatçım?

       geçen gün aziz yıldırım bir talihsiz açıklamaya daha imza atarak şu açıklamayı yaptı. hatırlatma için özet geçersek bursaspor'u hesaba katmadığını söyledi başkan ve diğer iki büyüğe 10-12 puan fark atmanın önemine değindi. burdaki mantık 2007 yılına kadar bir nebze geçerliydi ancak ortada iki sene şampiyonluk kovalamış bir sivas varken nasıl sadece galatasaray ve beşiktaşı düşündü onu merak ediyorum cidden. artık aziz yıldırım ligin sadece üç takım arasında oynanmadığını görmeli. son yıllarda dört büyüklerin arasına sürekli bir takım girer oldu ve gidişat da bunu bir süre daha sürme eğiliminde olduğı zannımca.  kaldı ki bursa geçen sene 2. devrede en çok puan toplayan ya birinci ya da ikinci takımdı ve diplerden gelip neredeyse  uefa'ya bilet almak üzereydi. şampiyon olamama şokunu hala atlatmadığını varsayıyorum aziz bey'in. ama fenerbahçe gibi bir klübü geçen sene bülent uygun'un söylediği sözlerdeki gibi kabul etmek biraz abuk kaçar.  ne demişti uygun derseniz;

       "şampiyon biziz birinci kim?" 

  nerde kaldı islam çupi'nin fenerbahçesinin büyüklüğü? ya da nerede kaldı rakiplere saygı? 

hayri gül ile 2016'ya güle güle...


         ve sonunda beklenen gün geldi çattı, sonucuyla da yıktı geçti koca memleketi. açıkçası son sunumların  sonucu çok etkilemediğini düşündüğüm oylamada aleyhimize gelişen iki olay vardı. birincisi ramazan ayı-içki ilişkisiydi ki bence diğer lobilerin elindeki büyük ve malesef haklı bir konuydu. özellikle kayseri üzerinde dolaşan bu çekinceye zamanında (2005 ya da 2006) ramazan ayında ankara üniversitesi kantinini basan gazi üni.li sözde ülkücü tayfanın oruç kavgasına ve millete  çektirdiği eziyete saşih olmuştum. başkent'i böyle olan bir ülkede daha muhafazakar illerinde neler olabilirdi, onu da az çok tahmmin etmek olası. bu konuyla ilgili işin bir ilginç yanı da urfa neden yok, doğudan başka il neden yok diye bık bık eden, kayserinin adaylığını kabullenmiş kimi yazarların sonuçlar açıklandıktan sonra keşke daha açık görüşlü yerler seçseydik diyebilmiş olmalarıydı. ikinci sebep de son anda kinder süpriz yumurtadan çıkan nicolas sarkozy'di. delegeler sanırım o ana kadar daha rahattılar ve tek fransız ile uğraşabileceklerini düşündüler ama o süpriz ve teker teker tanıştırma faslı üzerlerindeki baskıyı arttırdı sanırım. 

         neyse giden gitti kalan kaldı sonuçta. ne şenez erziğe "neden lobi yapmadınız" diye çatan gazetecilere, ne de olayın komplo teorileri kısmında "keşke biz de para yedirseydik"çilere girmeyeceğim ama son bir şeye değinmek isterim ki o da diğer rakiplerin kafilelerindeki futbolculardı. bizim futbolun ne kadar gerisinde kaldığımızın resmi gibiydi malesef. müthiş bir yıldızlar geçidiydi resmen...

Site Meter